Kamulaştırma nedir?

Kamulaştırma, Anayasanın 46. maddesinde  “devlet ve kamu tüzel kişilerinin özel mülkiyete konu olan taşınmazları, kamu yararı amacıyla ve bedelini peşin ödemek suretiyle, malikin rızası olmaksızın elinden alınması” olarak tanımlanmıştır. Kamulaştırmasız el atma ise genel olarak idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmadan özel mülkiyete konu taşınmazı kamu hizmetine tahsis etmesi şeklinde tanımlanabilir. Ancak bunun için idarenin el koyma işlemini fiili olarak gerçekleştirmesi gerekir. Hukuki olarak el koyma, Yargıtay’ın yerleşik kararlarınca kabul edildiği gibi kamulaştırmasız el koyma olarak görülmemektedir.

Hangi hallerde kamulaştırmasız el atma fiili gerçekleşmiştir?

-Usulüne uygun olarak yapılmış kamulaştırma işleminde, idarenin kamulaştırılan alanın sınırlarının dışına çıkarak, proje dahilinde olmayan bölümlere fiili olarak el koyması,

-İmar uygulamaları sırasında, 3194 sayılı İmar kanunun 18. maddesi uyarınca düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı miktarından fazlasının kesilmesi suretiyle kamu hizmetlerine tahsis edilmesi,

-Kamu yararı kararı alınan hallerde, kamulaştırma işlemleri tamamlanması beklenmeksizin idarenin fiili olarak taşınmazlara el koyması,

Hallerinde kamulaştırmasız el atma olgusu karşımıza çıkmaktadır.

Fiili el atma ile hukuki el atma arasındaki fark nedir?

Fiili el atma ile hukuki el atma arasındaki fark görevli mahkemenin belirlenmesi hususunda büyük önem taşımaktadır. İdarenin kamulaştırma kararı olmaksızın taşınmaza fiili olarak el atması durumu “fiili yol” veya haksız fiil olarak nitelendirilmektedir. Bu sebeple yapılacak yargılamalar adli yargının görev alanına girmektedir. Hukuki olarak el atma ise idari işlem olarak nitelendirilmektedir ve idari işlemin iptali için açılacak davalar idari yargının görev alanına girmektedir.

Kamulaştırmasız el atmada görevli ve yetkili mahkeme neresidir?

Kamulaştırmasız el atma sebebiyle açılacak davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

Kamulaştırmasız el atmada malikin başvurabileceği yollar nelerdir?

Taşınmazına idare tarafından kamulaştırmasız fiili olarak el atılan malikin açabileceği 2 tür dava bulunmaktadır. El atmanın önlenmesi (müdahalenin men’i) davası ile Tazminat davası. Tazminat davasında malik taşınmazın dava tarihindeki değerini talep edebilir.

Kamulaştırmasız el atmaya karşı hangi süreler içerisinde yasal yollara başvurulabilir?

Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere kamulaştırmasız el atma işlemine karşı açılacak davalar herhangi bir zamanaşımına tabi değildir. Ancak bu husus 6830 sayılı istimlak kanununun yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşen kamulaştırmasız el atma fiili için geçerlidir.  Ayrıca 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiili olarak el konulan taşınmazlar hakkında 2942 sayılı kanunun geçici 6. maddesi uygulanmaktadır. Ayrıntılı bilgi için Çatalkaya Hukuk Bürosu Avukatlarından bilgi alabilirsiniz.

Kamulaştırmasız el koyma sayılmayan haller nelerdir?

-221 sayılı kanunun 1. Maddesi gereğince 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten  önce kamulaştırma yapılmaksızın idareler tarafından fiilen kamu hizmetine tahsis olunarak el konulan taşınmazlar

-3194 sayılı İmar kanunun 18. maddesi uyarınca düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerler

-Fiili el koyma gerçekleşmeyen taşınmazlar hakkında tapu kaydına konulan kamulaştırma şerhi

-2942 sayılı Kamulaştırma kanunun 35. uyarınca özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler

Taşınmazları, belediyelerce yapılan imar planında Yeşil Alan olarak nitelendirilen kişilerin başvuracağı yollar nelerdir?

İmar kanununun 10. Maddesine göre belediyeler, imar planlarının yürürlüğe girmesinden sonra bu planın uygulamasını yapmak üzere 5 yıllık imar programları hazırlarlar. Bu süre içerisinde imar planı sınırları içerisinde kalan ve kamu hizmetlerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları 5 yıl içerisinde kamulaştırırlar. Bu süre konusunda idarenin takdir hakkı yoktur ve kamulaştırmanın yapılması zorunludur. Aksi takdirde yakın tarihte verilen YHGK kararında da görüleceği üzere mülkiyet hakkı sınırlamasının fiili olarak el atma sayılacağından hak sahipleri adli yargıda ecrimisil talep edebilirler.

 

(Bu makalenin tüm hakları ÇATALKAYA HUKUK BÜROSU’na aittir. İzinsiz olarak kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz. Başka bir sitede yayınlandığı taktirde kaynak (linkle beraber) gösterilerek yayınlanabilir.  Aksi durumların tespitinde ilgililer hakkında yasal yollara başvurulacaktır.)